Arabesk


Bölgemizden Ali Uzun‘un Arabeskle İlgili Makalesini Sizlerle Paylaşıyoruz!


Günlük hayatımızda Arabesk müziği duymayan kalmamıştır... Kendinden geçerek kendini jiletleyenleri mutlaka duymuşsunuzdur?.. Ayrıca, hepimiz duyduk ve duyuyoruz... Şurası muhakkak ki; „Genci’nden yaşlısı’na“ kadar belli bir zaman içinde hemen herkes Arabesk müzik ile haşır-neşir olmuştur...

Arabesk müzik bizim coğrafyamıza; Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses (Müslüm Baba) gibi sanatçılar (!) aracılığıyla girmiştir...
Peki, Arabesk nedir?.. Ve neden bu kadar tutulmuştur?.. >>>>>



Bildiğimiz kadarıyla, Arabesk müzik; 1960'larda Orhan Gencebay tarafından ilk kez ele alınmış, daha sonra Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses ve İbrahim Tatlıses tarafından yaygınlaştırılmıştır...

Birer yoksul aile bireyleri olarak dünya’ya gelen İbrahim Tatlıses inşaat emekçisi, Ferdi Tayfur da pamuk emekçisi olarak yaşamını sürdüren işçilerken müzüğe başladılar... Büyük bir ihtimalle(!) çocukluk ve gençlik yıllarındaki acı dolu yaşamlarını bu müzik ile dile getirmeye çalışmış olmalılar(!).. Peki, yaptıkları bu müzik, gerçekten emeğini satarak, yaşamını sağlayan işçilerin dertlerini yansıtan bir içeriğe sahip midir?.. Günümüzde hala yoksulluk ve ulusal baskı altında yaşayan halkının ekonomik, demokratik ve de özgürlük mücadelesine bir katkısı olmuş mudur?..

Bunlar hangi halktan gelmiş ve hangi halkın ağıdını okumaktadırlar?.. Bunlar yaptıkları bu tür müzikle sadece ün kazandılar ve adlarını herkesim de duyurdular... Maalesef, toplumun bir kesimi de bunları kendi şarkıcıları olarak kabul etmiştir...

*Müslüm Gürses ise; özellikle keş, ayyaş ve melankoliklerin sevdiği bir şarkıcı olarak bilinmekte!.. Müslüm Gürses’i dinlerken vücutlarına jilet atanlara ise, bir ad bulamamaktayım…

*İbrahim Tatlıses ise; genellikle, inşaat işçilerinin ilgisini çekmiş (!) Çünkü; Sonuç itibariyle Tatlıses’in bir inşaat işçiliğinden gelmiş olması, önemli bir rol oynamış ve bu durum ister istemez etkilemiş işçileri...
Peki günümüzde bu insanlar neredeler ve ne yapıyorlar?..

Baktığımızda hepsi varlıklı birer insan olmuşlar günümüzde... Eski günleri arkada bırakıp önlerine bakmışlar güya!.. Bilindiği gibi; Bunlar müziği „Sanat“ için „Halk’’ için değil, sadece para kazanmak için yapmışlar ve yapmaya da devam ediyorlar!.. Günlük basının sürekli magazin sayfalarında boy gösteren İbrahim Tatlıses siyasete de bulaştı... Üstelik siyaseti de kirletti… Kendisi de inşaat işçiliğinden gelmesine rağmen, inşaat işçilerine hakaretler savurmaktan çekinmedi... Bunları hemen hepimiz okuduk ya da duyduk... Peki bu adam bir sanatçı mı, yoksa bir Hokkabaz mı?..
Peki sonuçta ne oldu?..

Benim bildiğim; Sanatçı dediğin genel anlamda halkın sorunlarını dile getiren sosyal içerikli parçalar söyler... Bu türden sanatçılara Halk sanatçısı denir… Peki o halde bunlar ne yapıyor?.. Hertürlü hokkabazlıkla halka kendilerini sevdiriyorlar, akabinde asıl gayeleri olan para ve ün kazanıyorlar... Sonra da halkla dalga geçiyorlar... Bana göre; Halk Sanatçısı; Aşık Ali Nurşani, Mahsuni Şerif gibi veya ayrı bir ekolden olmasına rağmen Ahmet Kaya türünden sanatçılardır... Kısacası bir papuca iki ayağı sığdıramazsınız... Yani, ya halk sanatçısındır, ya da değilsindir... Bunun dışında başka bir seçenek yoktur... Sanatçı olan biri sanatı’yla ün yapar, nam salar... Sosyetik yaşam meraklısı mankenlerle, faşistlerle, jiletçi özürlülerle değil...

Ferdi Tayfur’la ilgili pek birşey duymuyoruz... Ancak onu dinleyenleri hepimiz bilmekteyiz... Bunlar; hepimizin bildiği gibi, ülkücü-bozkurtlardır... Katliamcılardır... Ve faşistlerin (MHP) Genel başkanı olan Devlet Bahçeli’nin de gençliğinde en çok dinlediği şarkıcı Ferdi Tayfur’muş... Devlet Bahçeli bunu bizzat kendisi söylemektedir...
Müslüm Gürses konserlerinin olduğu yerlerde ise, „jilet“ olmazsa olmazdır... Jilet satıcıları Baba Müslüm sayesinde para kazanmakta... Müslüm Gürses’in topluma maddi olarak tek katkısı bu olsa gerek(!) Düşünüyorum da, Bir insan nasıl bir ruh haline sahiptir ki, kendine „jilet“ atar?.. Bunu anlamak için başka bir canlı olmak gerek herhalde!.. Ben bunu anlamakta güçlük çekmekteyim...

Çok iyi biliyorum ki; söz konusu bu gençlerin yaptıklarını bizler elbette yapmayız... Öyleyse! kendimize soralım, biz neden bunları dinliyoruz?.. Bence Tabii ki; şarkıları sevdiğimiz için... Müzik dinlemeye ihtiyacımız olduğu için… Başka bir nedeni varsa ben bilmiyorum!.. Galiba aşk acısı çekenlere iyi gelmekte Müslüm, Ferdi, İbo üçlüsü!.. Hemen her yerde çalınır, söylenir bu efendilerin Arabesk şarkıları... O halde biz meyhaneci, melankolik ya da akşamcı alkoliklerden olmadığımıza göre neden bunları dinleyelim...
Birinin „ülkücü“ birinin „jiletçi“ diğerinin „mafyacı-hokkabaz“ olduğu çoğumuz tarafından bilindiği halde neden hala bunları teşhir etmiyoruz?.. Yoksa bunları görmek istemiyor muyuz?..

Bana kalırsa, bal gibi görüyoruz... Ama bu duruma duyarsız davranarak, boş ver diyoruz ve gerekeni yapmıyoruz... Çünkü; aramızda bu tür müziği sevenler de var... Bu tür müziği sevenler neden sevdiğini ve yaşamın içinde başka sevilecek birçok şey olduğunun farkında olmayan sevenlerdir! bunlar...
İbrahim Tatlıses bir „Kürt“ olmasına rağmen genellikle Kürt halkının çektiklerinden yana parçaları bu güne kadar dile getirmemiştir, getirmiyor... Ya da göz boyamak için bazı durumlarda bir kaç parça Kürtçe söylemiştir... Bunlar da hiçbir sosyal içerik taşımayan, özgürlük içeriği olmayan parçalardır... Ama biz Kürt halkı olarak şunun bilincindeyiz ki; AHMET KAYA bu ülkede ağır bedeller ödemek hatta bu uğurda kendi vatanını terk etmek zorunda kalma pahasına biz „Kürt“ halkına onurlu bir gelenek bırakmış ve Türkiye'de Kürtçe müzik açılımını yapmıştır...

İbrahim Tatlıses ve bunun gibi kendini müzik pazarına sanatçı diye süren halkından soyutlanmış insanlar kalkmış Kürtçe müzik söylüyorlar... Bu kabul edilemez bir olgudur... Ahmet Kaya; şarkılarımı Kürtçe söyleyeceğim dediği ve söylediği için vatan haini ilan edildi... Ve bundan dolayı vatanını terketmek zorunda kaldı... Mezarı bile kendi yurduna getirilemedi... Biz Ibrahim Tatlıses ve onun gibilerden Ahmet Kaya gibi bir sanatçı olmasını zaten beklemiyoruz... Ancak para kazanmak uğruna bizim duygularımızla oynanmasını da kabul edemeyiz... Ayrıca; para kazanmak uğruna bizim duygularımızı sömüren kişilere Halk Sanatçısı demek saçmalık olduğu kadar, aynı zamanda da bir bilinçsizliğin göstergesidir diye düşünüyorum... Çünkü; bu gibi sanatçılar (!) sadece paranın olduğu yerde boy göstermişlerdir...

Önce bir düşünelim ve bu toplumsal sorunun neresinde olduğumuzu görelim... Sonra bu tür müzikleri neden dinlediğimizi de iyice anlayalım... Sonuçta müzik evrenseldir ve de kişisel bir istektir... Buna kimse birşey diyemez ama biz Kürt halkı olarak bu şarkıcıları (bunlara Halk Sanatçısı diyemiyorum) ne kadar sevebileceğimizi, bizim yaralarımıza ne kadar melhem olabileceklerine karar verelim... Herşey ortadadır...

Son karar sizindir...

22 Ekim 2007

AZEM UZUN"

Reklam
 
 
>> 79900 ziyaretçiGiriş yapmıştır
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=