Dönmeler üzerine... (2)


Dönmeler üzerine... (2)

 

Gazeteniz REALİTE’nin Haziran sayısında 'DÖNMELER ÜZERİNE’ başlığıyla yayınlanan yazım, tahminimin de üzerinde olağanüstü bir ilgi gördü... Ayrıca, sözkonusu yazının (www.elbistaninsesi.de.be) Internet sitesinde de böylesi kısa bir zaman diliminde yoğun ilgi görmesi ve olumlu/olumsuz çeşitli eleştirilerin gelmesi, insanlarımızın toplumsal olaylara kısmende olsa, duyarlılık göstermiş olmasını(!) sevindirici bir gelişme olarak görmekteyim!..

Buradan hareketle Türkiye ve özellikle de Gazetemizin ulaşamadığı Avrupa Ülkelerindeki okurların isteği üzerine (www.ferhathizarcioglu.de.tl) ve (www.realite-online.com) sitesinden de ulaşılabileceğini sayın okurlarımıza belirtmek istiyorum...

* * *

Bir önceki yazıyla ilgili bana yöneltilen olumsuz eleştirileri değerlendirdiğimde, bunları iki ana başlıkta topladım.  Bu eleştirilerin ilki, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla ilgili olarak genellikle Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına sahip çıkan 'Ulusalcı'lardan (Kemalistler) geldi... Şu noktanın kesinlikle altını çizerek tekrar belirtiyorum. Evet; Sayın 'Ulusalcılar' daha öncede yazdığım gibi, Deniz Gezmiş’e sahip çıkmanın -olmazsa olmaz- şartı onun açtığı yoldan yürümekten geçer... Şunu kesinlikle bilmelisiniz ki; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam sehpası’na giderken bile haykırdıkları "Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği ve bağımsızlık mücadelesi! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Kahrolsun Emperyalizm" sloganı'nda somutlaşan ve "Bağımsız, Eşitlikçi" ve aynı zamanda "Sınıfsız-sömürüsüz-Sosyalist" bir toplum yaratmayı amaçlayan görüşlerini kabullenmeden ve bu yönde mücadele etmeden Deniz Gezmiş’e sahip çıkmanın adı en hafif deyimle 'Siyasi riyakarlıktır...'

                                                                        * * *

İkinci eleştiri ise; Söz konusu yazıda, neden sadece 'Ermeni dönmeleri'nden bahsedilmiş olmasıdır!.. Yaşanası Cennet vatanımızı Anadolu Halkları ve tüm Emekçiler için  Cehenneme çevirenlerin kimler olduğunu bilmek sanırım bu ülkede yaşayan tüm insanların hakkıdır!.. Ben işte bu anlayıştan çıkarak bu yazı serisini kaleme almaya karar verdim. Bu arada yeri gelmişken Başta 'Kürt Dönmeleri' olmak üzere diğer dönmelerden de bahsedeceğimi söyleyebilirim... Bu yazı serisine 'Ermeni Dönmeleri'yle başlamamın başlıca sebebi, hemen herkes tarafından bilinen, Ermenilerin son 130 yılda insanlık tarihinin en acımasız soykırımına uğraması ve üstelik bu soykırımın halen inkar edilmesidir...Böylesi trajedik bir soykırımı yaşamış Ermeni halkının ne yazık ki, bazı soydaşlarının(!) sırf çıkarları uğruna, kimliklerini ve inançlarını inkar edip, 'Dönme'liği tercih ederek, Türk Devletinin üst düzey yöneticileri ya da tetikçileri arasında yerlerini almaları ve Sosyalistler, Demokratlar, Aydınlar, Aleviler ve Kürt özgürlükçüleri üzerinde günümüzde de uygulanmakta olan inkarcı, yasakcı, imhacı devletin yönetici ve tetikçileri olarak aktif bir biçimde yer almalarıdır...

                                                                        * * *    

Ayrıca, son 100 yılı ele alacak olursak, tüm Türkiye halklarının ve emekçilerinin eşitlik ve özgürlüğünün olmadığı uyduruk bir çağdaş Cumhuriyet tanımlamasıyla kurulmuş olan bu sistemin uzaktan-yakından ne çağdaşlıkla ne de Cumhuriyet tanımlamasıyla hemen hiçbir benzerliği olmamasıdır... Özet olarak doğru bir tanımlama yapmak gerekirse, ikinci Meşrutiyetin devamı olan bu yönetim biçimini 'Üçüncü Meşrutiyet' olarak tanımlamak daha isabetli bir tanımlama olur diye düşünmekteyim...

Anadolu Halklarına hiçbir şekilde çağdaş, eşitlikçi temel hak ve özgürlükleri layık görmeyen, bu ırkçı-inkarcı-imhacı devletin kurucuları ve üst yönetimlerinde görev almış 'Dönmeler'in sayısal (nicelik) olarak ilk sırasında 'Kürt dönmelerini' görmekteyiz. Günümüzde  ırkçı-Türk milliyetçiliğinin yönetim kadroları arasında yerlerini alan 'Kürt dönmeleri'nin sayısı  takriben 500 aileyi bulmaktadır... Ekonomik ve Siyasi alanda 'Türk Devleti'nin en etkili (nitelik olarak) dönmelerini ise, 16. yüzyılda çeşitli Avrupa Ülkelerinden gelerek Osmanlı’ya sığınan ve o dönemden beri bu topraklarda yaşayan günümüz "Yahudi dönmeleri" (Sabetayistler) oluşturmaktadır...

                                                                        * * *

Sabetayizmi bilmeyenlerin tanıması amacıyla tarihsel gelişimine kısaca değinmek gerekirse; XV. yüzyılın sonlarından itibaren 1492’de İspanya, 1493’te İtalya, 1497’de Portekiz gene bu yıllarda Avrupanın diğer ülkelerinden kovulan Yahudiler, Osmanlı Devletine sığınmak zorunda kalıyorlar...

Osmanlı ülkesine sığınan Yahudiler özellikle Selanik, İzmir ve Bursa’ya yerleşiyorlar. Bu göçten bir müddet sonra söz konusu göçmen Yahudiler arasında yer alan ve İzmir’e yerleşen 'Kara Menteş'in oğlu Sabetay Sevi 1626 tarihinde İzmir’de (Agora semtinde) dünya’ya geliyor... Haham olarak (Yahudi din adamı) yetişen ve 40 yaşına geldiğinde kendisini mistizme kaptırarak, Yahudi toplumunu kurtaracak tanrısal bir güce sahip olduğunu söyleyen Sabetay Sevi 'Mesih' olduğunu ilan ediyor... Bu durumdan rahatsız olan Osmanlı yönetimi Sabetay Sevi’yi yargılıyor ve kendisine 'Müslüman olmadığı takdirde' öldürüleceği bildiriliyor. "Bu can bu bedende olduğu sürece Müslüman’ım" diyerek 'İslam' olmayı kabullenen Sabetay Sevi, 'Mehmet Aziz Efendi' adını alıyor... Edirne’deki yargılanması sırasında Sevi’nin tercümanlığını yapan ilk dönmelerden Hayatizade Mustafa Fevzi Efendi'nin torunu Mehmet Emin Efendi'de dedesinin izinden giderek dönmeliği tercih ediyor ve Osmanlı’nın ilk -Şeyhülislamı- oluyor... Bu olaydan sonra Yahudi aileler arasında hızlı bir din değiştirme meydana geliyor. Çünkü Sabetay Sevi’nin "Mesih" olduğuna inanan büyük bir Yahudi kitlesi "Sabetay Sevi’nin gövdesel olarak Müslümanlığa döndüğünü ancak ruhunun göğe yükselerek bir gün yeniden dünya’ya döneceği"ne inanıyorlar...

Zaman içersinde ülkenin hem siyasal hemde ekonomik alanında önemli idari mevkilerini ele geçiren Sabetayistler, Fransız Burjuva Devrimi'yle başlayan 'Uluslaşma' hareketlerinin özellikle Avrupa Ülkelerinde yaygınlaşması üzerine gidebilecekleri herhangi bir ülkeleri olmadığından dolayı, gerçek kimliklerini saklayarak ve gerçek "Türk" olduklarını iddia ederek, Türkçülük İdeolojisini ortaya atıyorlar.  Ve ilk kez 'Pantürkist' örgütlenmeyi Macaristan’da (Budapeşte) kurmak suretiyle,  'Turancı-ırkçı' ideolojinin temelini atıyorlar... Bu süreci takiben, Genellikle 1890’dan sonra yaygınlaşan 'Türkçülük İdeolojisi'nin öncü mimarlarına baktığımızda, -Bilim Adamı kılığında- çoğunluğunu 'Yahudi dönmeleri'nin  oluşturduğunu görmekteyiz...

                                                                        * * *

Günümüzde CHP, MHP, AKP, İP ve benzer partilerin siyasi ve ekonomik ideolojik temelini oluşturan Turancı-Irkçı Türkçülüğün en etkin teorik mimarları olan 'Yahudi dönmeleri'nin sayıları bir hayli kabarık olmasına rağmen en önde gelenleri ise, kuşkusuz Ahmet Ağaoğlu, Yusuf Akçura ve İsmail Gaspıralı üçlüsüdür...

* Ahmet Ağaoğlu: Pantürkist-Panislamist akımının en önde gelen isimlerinden Ahmet Ağaoğlu 1869 yılında Suşa-Karabağ’da doğdu. İttihat ve Terakki'nin yayın organı olan Şura’yı Ümmet Gazetesi'nde yazılar yazdı. Milliyetçilik açısından Türklerin geç kaldığını düşünen Ağaoğlu, Ziya Gökalp'le birlikte "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" biçiminde ifade edilen düşüncenin Türkçülük yönüne eğilim gösterdi. 1911’de Türk Yurdu Cemiyeti'nin kurucularının en önünde yer aldı. 1914’de Afyonkarahisar Milletvekilliğine seçildi. 1915’de İttihat ve Terakki'nin genel merkez üyesi oldu. 1921’de Mustafa Kemal tarafından 'Matbuat Umum Müdürlüğü'ne getirildi. 19 Mayıs 1939’da İstanbul’da öldü...

* Yusuf Akçura: Türkçülük akımının önde gelen önderlerinden biri olan Akçura, 2 Aralık 1876’da Kazan’da (Rusya) doğdu. Kazan’da zengin bir ailenin oğlu olan Akçura, ailesinin işleri bozulunca annesiyle birlikte İstanbul’a geldi. 1896 yılında Erkan-ı Harbiye'ye (Harb Okulu) giren Akçura, İttihat ve Terakki'ye katılmış burada bir darbe girişimine katılmaktan suçlanarak Trablusgarb’a sürülmüş, oradan kaçarak Paris'e gitmiş ve eğitimine orada devam etmiştir. 1903 yılında Rusya'ya dönen Akçura burada "Üç Tarz-ı Siyaset" makalesini yazmış, 1905’ten sonrada "Kazan Muhabiri" adında bir gazete çıkarmıştır. 1908 yılında tekrar İstanbul’a gelen Akçura, (günümüzdeki adıyla) Harb Okulu ve Siyasal Bilimler Fakültesi'nde öğretim üyeliği yapmıştır. Mustafa Kemal döneminde CHP'den İstanbul ve Kars Milletvekili olan 'Yahudi dönmesi' Yusuf Akçura 11 Mart 1935 yılında ölmüştür...

* İsmail Gaspıralı: Türkçülük akımının en önde gelen ideologlarının biri de İsmail Gaspıralı'dır. 1851 yılında Kırım’da (Gaspirinski) doğan Gaspıralı, Rusya’da çıkardığı Perevotcik (Tercüman’ı Ahval) Gazetesi'nde tüm 'Türklerin Birliği'nin (Kızıl Elmacı'lığı) yanında 'İslam birliği'nin de savunuculuğuna soyundu. II. Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a gelen Gaspıralı, Türkçülük akımı çalışmalarına burada devam etti. Bir diğer ünlü 'Yahudi dönmesi' olan İsmail Gaspıralı 11 Eylül 1914’de öldü... (Devam edecek)                                                         26 Haziran 2008

 
Reklam
 
 
>> 80183 ziyaretçiGiriş yapmıştır
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=